24 Nisan 2013 Çarşamba

GIDIK ÇEŞMESİ; XARXUS'UN SERİN SESİ


Bir köy kısmen sevilmez ya tam sevilir ya da tam sevdirilir.

Hani ya sev ya terket felsefesi burada artık çürük bir soğandır. O felsefe bu köyde kokmaz ve gözleri de yaşartmaz. İyi insanların bu köyle alıp veremediği yoktur.

Bazen aşırı dozda sevgiyi zerkeder insana, sonra bir parça merhamet koprarır gönüllerden. Dolandıkça her çeşmesinin başından tükenesi yüreklere su serpesi gelir insanın. Koblağ, Şemo, Gıdık sahi bunlar, bu isimler kimlerin. Bence kimlerse artık berrak bir suyun serinliğindeki ve saflığındaki birer iç okşayıcılar kadar unutulmaz olmuşlardır. Kelek, Kuto, Semsemut ya da Havşan gerçekten bu isimlerin anlamlarını bilen var mı?

Ya da gerek var mı?

İşte gereksiz yerede sevdirebiliyor bu köy  kendisini. Kendi isimlerimizden karşılık beklediğimiz çok olmuştur. Mert, Yavuz, Fatih vs... Birisi harbiden ismindeki gibi Mert olmayı isteyebilir ya da kendisinin Yavuz ve Fatih gibi bir hükümranlarla aynı ismi taşıdığı için gurur duyanlar... Peki soruyorum size ‘’Semsemut’’ diye bir isim mi olur be birader.

Bu isim kendisinin bir karışından ödün vermeyip bu günlere gelmiştir bağrındaki o iki kocaman taşıyla. Ve Havşan tepesi o ‘’bırek’’ dediğimiz taçlarıyla daha ne kadar özgün olabiliriz ki diyorlar.

‘’Gıdık Çeşmesi’’ Yünören’in serin sesi. Samimice söylüyorum şimdiye kadar size ‘Hadi Gıdık Çeşmesine gidelim’’ diyenler sanki sizi cennete çağırıyormuş gibi geliyor değil mi?

Böyle birader bu köy de cennetin bir zerre-i numunesi... Köyünü içindekileriyle sebepsiz seven sahicilere selam olsun...     

 

Blog Template by BloggerCandy.com