3 Temmuz 2013 Çarşamba

XARXUS’TAKİ BİR KELEFENİN DAHA SAHİBİNİ TANIYORUM

Köyün bir zamanlarına inmek, bir zamanlar orada yaşayanlarla buluşmak ve onlarla halleşmek için yola koyulduk. Xarxus’un eski iç çekiciliğinin kalmadığına iç çeken eski köylülerimiz olduğu gibi, günümüzün haline olumlu yaklaşıp eski kötü adetlerin aşılması için ve aileler arası ötekileştirmelerin üstesinden gelebilmek için gençlerin sonsuz çabasının olduğuna sevinenler de vardı.

Arkadaşlarının Topé Xaçça’dan topladıkları eski çanak çömlek toprağından kolayca şekillendirilebilir şeşık taşlarını ya da İbrahim Şit’in oyun için topladığı envai renkteki elbise düğmelerini oyun arasında nasıl el altı edebilirim diye çocukluk zamanlarındaki günlerinin çocukluğuna özlemle karışık hüzünlü bir gülümsemeyle giden  Esat Savcı anlatıyor:

Günümüzde şehirli insanlarıın en çok yakındığı komşular arası iletişimsizliğin artık köylerde de baş gösterdiğinden dem vuruyor Esat Bey... Bir kaç gün önce köye doğru yola çıktığımda, uzun süredir gitmediğimdem olsa gerek, eski evim halen gözümde canlandırdığım haliyle duracak gibi bir izlenim vardı içimde... Taa ki eski evimin taş temelini bile zar zor görene kadar bu devam etti... Bu his içimi tıpkı yuvasına dönecek olan siyah kuğunun beyaz kuğuların onu karşılayacağına inanması gibi bir şeydi...  Hani bilirsin uzun bir zamandan sonra köye ilk gireceğin mahalledeki herhangi bir evin bütün fertlerinin seni durdurup 30 senelik hasretlerini gidereceğini sanırsın... Oysa bilmek istemeyeceğin yeni bir gerçekte şudur ki; köy artık seni tanımayan sana yuvanda haklı olarak yabancı muamelesi yapan küçük Rutto’larla dolmuştur. Sen dönüp hangisine senin baban evde mi diyeceksin ki, hangisi kimin oğlu nerden bileceksin?...

‘Eskiden buraları benim babam ekerdi’ desen, umurunda mı ki artık çobanların?...  Ya da sözün, tırpanlarını bileyen herhangi bir ''pale''nin(ot işçisi) nezdinde bir anlam ifade edecek mi?....

 Eski evimin kelefesinde (harabesinde) anılarıma biçtiğim kefenleri toplasan kaç tane daha apartman mahzeni eder ki?... Köylüler belki kendilerini Ahmet Kaya’nın şarkılarında, kafesteki kanarya zannediyorlardır  ama inanın oradan çıkanlar yuvasız çalıkuşuna dönmektedirler...

Ben 1976 depreminde köyde kurulan çadırlarda senaryosunu efsanelerden alan ama seslendirmesini Kazé Nene'nin yaptığı çirokları (masalların), eğer yaşabilirsem beş kuşak ardıma kadar taşıyabilecek bir canlılıkla hatırlıyorum... O kadar ki hemen yan taraftaki kendi çadırıma gidecek cesaretimi bile masallardaki kahramanlara yem ediyordum...

Diye devam ediyor Esat Savcı, hatta belgeler, tapu senetleri çıkarıyor Xarxus’lu olduğunu kanıtlamak istercesine... Bize Mala Xané derlerdi diyor. Biz de diyoruz ki Xané sanırsam bir büyüğünüzün lakabı ki size öyle diyorlar, hayır diyor Ahmedé Xané’nin kaç bilmem kaç nesil sonrasıyız...

Vay be Xarxus’un karanlık geçmişine bir yıldırım ışığı daha düşüyor... Artık köyümdeki bir kelefenin daha kime ait olduğunu biliyorum... (Rahmetli Reşit Baran’ın evini tam arkasındaki harabe bu aileye aittir).

Benim gibi yeni öğrenmiş ya da öğrenecek olanlar ve bilmeyenler için söyleyelim babalarımız iyi bilir Esat Savcı; Şeyh Ahmet Savcı’nın ve Xemé nenenin oğludur... Rahmetli Reşit Baran’ın da yeğeni...


Çok daha fazlasını inşallah ‘’Aileler ve Köy Serüvenleri’’ başlığı altında okuyucularımızla paylaşacağız...  
 

Blog Template by BloggerCandy.com