Köyün bir zamanlarına inmek, bir
zamanlar orada yaşayanlarla buluşmak ve onlarla halleşmek için yola koyulduk.
Xarxus’un eski iç çekiciliğinin kalmadığına iç çeken eski köylülerimiz olduğu
gibi, günümüzün haline olumlu yaklaşıp eski kötü adetlerin aşılması için ve
aileler arası ötekileştirmelerin üstesinden gelebilmek için gençlerin sonsuz
çabasının olduğuna sevinenler de vardı.
Günümüzde şehirli insanlarıın en
çok yakındığı komşular arası iletişimsizliğin artık köylerde de baş gösterdiğinden
dem vuruyor Esat Bey... Bir kaç gün önce köye doğru yola çıktığımda, uzun
süredir gitmediğimdem olsa gerek, eski evim halen gözümde canlandırdığım
haliyle duracak gibi bir izlenim vardı içimde... Taa ki eski evimin taş
temelini bile zar zor görene kadar bu devam etti... Bu his içimi tıpkı yuvasına
dönecek olan siyah kuğunun beyaz kuğuların onu karşılayacağına inanması gibi
bir şeydi... Hani bilirsin uzun bir
zamandan sonra köye ilk gireceğin mahalledeki herhangi bir evin bütün
fertlerinin seni durdurup 30 senelik hasretlerini gidereceğini sanırsın... Oysa
bilmek istemeyeceğin yeni bir gerçekte şudur ki; köy artık seni tanımayan sana
yuvanda haklı olarak yabancı muamelesi yapan küçük Rutto’larla dolmuştur. Sen
dönüp hangisine senin baban evde mi diyeceksin ki, hangisi kimin oğlu nerden
bileceksin?...
‘Eskiden buraları benim babam
ekerdi’ desen, umurunda mı ki artık çobanların?... Ya da sözün, tırpanlarını bileyen herhangi
bir ''pale''nin(ot işçisi) nezdinde bir anlam ifade edecek mi?....
Eski evimin kelefesinde (harabesinde)
anılarıma biçtiğim kefenleri toplasan kaç tane daha apartman mahzeni eder ki?...
Köylüler belki kendilerini Ahmet Kaya’nın şarkılarında, kafesteki kanarya
zannediyorlardır ama inanın oradan
çıkanlar yuvasız çalıkuşuna dönmektedirler...
Ben 1976 depreminde köyde kurulan
çadırlarda senaryosunu efsanelerden alan ama seslendirmesini Kazé Nene'nin
yaptığı çirokları (masalların), eğer yaşabilirsem beş kuşak ardıma kadar
taşıyabilecek bir canlılıkla hatırlıyorum... O kadar ki hemen yan taraftaki
kendi çadırıma gidecek cesaretimi bile masallardaki kahramanlara yem
ediyordum...
Diye devam ediyor Esat Savcı,
hatta belgeler, tapu senetleri çıkarıyor Xarxus’lu olduğunu kanıtlamak
istercesine... Bize Mala Xané derlerdi diyor. Biz de diyoruz ki Xané sanırsam
bir büyüğünüzün lakabı ki size öyle diyorlar, hayır diyor Ahmedé Xané’nin kaç
bilmem kaç nesil sonrasıyız...
Vay be Xarxus’un karanlık
geçmişine bir yıldırım ışığı daha düşüyor... Artık köyümdeki bir kelefenin daha
kime ait olduğunu biliyorum... (Rahmetli Reşit Baran’ın evini tam arkasındaki
harabe bu aileye aittir).
Benim gibi yeni öğrenmiş ya da öğrenecek olanlar
ve bilmeyenler için söyleyelim babalarımız iyi bilir Esat Savcı; Şeyh Ahmet
Savcı’nın ve Xemé nenenin oğludur... Rahmetli Reşit Baran’ın da yeğeni...
Çok daha fazlasını inşallah
‘’Aileler ve Köy Serüvenleri’’ başlığı altında okuyucularımızla
paylaşacağız...