Az sonra unutacağı umutları olur
çocukların. Oysa çocukluk bazen kolay vazgeçebilmektir bazen de zor ikna
olabilmektir.
Xarxus’ta
bir dönemler, çocukların onu sevme beni sev diye annelerine kıskançlık yapabilecekleri bir vakitleri yokmuş. Ne dur
düşünelim karar verelim diyecekleri bir zaman dilimleri ne de hadi şunu yapalım
beyler diyebildikleri bir özgürlükleri varmış, bu bir zaman çocuklarının. Şu an
ki halkın yerine nasıl ki; “dur biz senine yerine düşünelim” diyen bir devlet
varsa o zamanlar da babaları devletmiş bu çocukların. Hep geleceklerini
düşünmüşler fedakar babalar kendilerinin, çocuğunun değil. Aslında halen
hatırlıyorlar bir zamanın çocukları, babalarının kendilerine ilk öğrettikleri
şeyi; arazilerinin sınırlarının nasıl olduğunu. Sayı saymayı bir “hevşinin”¹
kapısında öğrenmiş Xarxus’un bir zaman ki çocukları. Renkleri, beyaz hamur
kağıda basılı ücretsiz devlet kitaplarında ki cicili bicili börtü böcek
resimleriyle öğrenmiyorlardı elbette ki. Yeşil rengini başlı başına Xarxus’ta,
sarı rengini sonbaharın yapraklarını yakmak için topladıklarında. Siyahı çoğu
zaman ahırda öğrenirlerdi. Bazı renkleri ise halen bilmezler bir zamanın
çocukları. Suyun merhametine bir çeşmenin başında, hiddetine ise Delekor
deresinin sonbahardaki sellerinde şahitlik ederlerdi. Bir zamanın çocukları
nazar edilmemek için nazar sakızı çiğnemezlerdi kendi elleriyle toprağı kazıp
otun sütünü alırlardı sonra da güneşte kaynatıp iki gün boyunca sert sert
çiğnerlerdi benişte kanokéyi². İşte böyleymiş bizim köyün bir zaman ki
çocukları.
Bunlar
karar varmişler biz de okullu olacağız sınıfları dolduracağız diye ama Xarxus’ta



