O uçağa benzeyen "Bludağ" tepesi kışın güneşini kendi
üzerinden batırırken Xarxus’lular gittikleri sürgünlerden döndüler.
Bir gün
çocuklar "Ganiya Gıdık" mevkisinde şaşkınlıkla uzaktan hasıl olan köy ışıklarına
daldılar, "Qereklis" köyünün ışıklarına.
Efendime söylim "Hewşan" mıntıkasındaki çobanlar ile "Avdolan" civarındaki çobanlar çok sonradan el feneri keşfedildikten sonra ışık çağına
geçtiklerini göstermek için birbirlerine işaretler gönderdiler.
"Urıs hat bırrevın" diyen neneler torunlarını böyle
korkuttular. Geceleyin mezarların yanından geçerken hatim indiren zamane
gençleri "Bıra tera qessem be" diyen babalarının gazabından kurtulamadılar J Yerler miydi yemezler
miydi?
Bir gün "runé nivişka" içinde kavrulan yeni bir nesil türedi.
Artık elektiriğin kesilmediği bir çağda yaşayan bu nesil ne yazık ki "tura bıncılık, gul fincan, sore bılbıl, tevş,
teneke" hatta "çevgırtonek" ne lan
dediler.
Boynunuz devrile!!! diye bir kelime türedi yenil nesil gelinler arasında. Sonra çocuklar "sıtiyete bışké" de ne demek lan dediler.
Eskiden it
diyemezlerdi "seyé kuré sa" derlerdi.
Şimdi okulda daha rahat ant içtiklerine
dair söylentiler yayılmaya başladı.
Nerde o eski nesil diyen büyük insanlar
küçük neslin bazen saçlarıyla bazen düşük bel pantolonlarıyla dalga geçtiler
ama nafile.
Büyükler ne kadar "çéleka poré te alastiye" deseler de yeni nesil
bıkmadı. Büyükler ne kadar "kurro xarziyé mıho du xewerne de" deseler de yeni
nesil artık daha "xewerkar" oldu.
Çoğunu tenzih ederek bazı büyüklerin canı
cehenneme diye sözler sarfeden bir çocuk bir gün klavyesinde bunu yazarken acaba
bu yazıyı okuyan kişiler zencilerden etkilendiğimi düşünecekler midir? diye
içinden geçirdi. Amaan onlarında canı cehenneme.
Neyse değerli Xarxus’lular böyle gelir böyle söylenir. Hataya,
kusura aflar. Etmeyene eyvahlar. Canın sağolsun diyenlere de eyvallahlar.